Uzman Psikolog-Psikoterapist

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ
       Depresyonun başlıca belirtileri, isteksizlik, ruhsal ve bedensel etkinliklerin genelinde bir yavaşlama, günlük yaşamda olağan girişimlere karşı yüreksizlik ve iş yapmada kendini güçsüz hissetme şeklinde özetlenebilir. Kişi kendisini, değersiz, yenilmiş, günahkar ve suçlu hisseder. İştahta azalma, sindirimde güçlük, kabızlık ve zayıflama görülür. Kişinin konuşması monotondur ve sorulan sorulara daha yavaş sesle ve kısa cevaplar verilir. Depresyonda olan kişi genellikle yalnız kalarak, geçmişteki hatalarını ve gelecekle ilgili umutsuzluğunu düşünmek ister. Depresyon yaşayan kişi sık sık intiharı düşünür, bazen intihar girişimlerinde de bulunur.
       
       Depresyonlarda ortak olan ve görülme sıklığı yüksek olan temelindeki bozukluk kederli duygu durumudur. Kederli duygu durumu, elem yönünden artış gösteren bir duygulanımdır. Yalnızlık, sıkıntı, kötümserlik, umutsuzluk, karamsarlık gibi duygulanım durumlarını kapsar ya da zihinsel işlevlerde azalma, duygu durumunda tedirginlik yapar. Bu doğrultuda hareketlerde azalma ve yavaşlama görülür. Dolayısıyla hastaların ruhsal etkinliklerinde yavaşlama ve azalma görülür. Hasta bu zamana kadar yapabildiği günlük işleri yapmakta bile zorluk yaşadığını söyler. Duygu durumundaki keder arttığından dolayı yaşamdan haz ve zevk alamaz. Hastaya günlük yaşam bile ağır gelmeye başlar. İnsanlarla olan ilişkileri onu zorlamaya başlar. Depresyonda olan kişinin sözcükleri kötümserlik, mutsuzluk, karamsarlık, umutsuzluk, sıkıntı ve yalnızlığı anlatır. Hastanın mimiklerinde keder ve kaygı vardır. Depresyonda görülen belirtiler bazı başlıklar altında gruplandırılabilir.
 
Bunlar:
a) İlgisizlik, Doyumsuzluk ve İsteksizlik: Duygu durumundaki keder hastanın kendisinden hoşnut olmamasına yol açar. Bu durum değersizlik, yeteneksizlik gibi şikayetlerle dile getirilir. Hasta daha önceden haz duyduğu kişilere, olaylara ve nesnelere karşı ilgisiz kalır. Hasta günlük yaşantısından doyum sağlayamaz. Bu doyumsuzluk durumu hastanın aile, sosyal ve iş ilişkilerine zarar verir. Bütün ilişkiler hastaya anlamsız gelir. Hasta sorumluluk ve çaba gerektiren durumlardan kaçmak ve uzaklaşmak ister. Duygu durumunun temelinde duygunluk, ilgisizlik ve isteksizlik vardır. Hasta bir taraftan ailesine, eşine, yakınlarına ve dostlarına eski ilgisinin olmadığından yakınır; diğer taraftan kendisinden hoşnut olmaması ve kendisine güvenmemesi sebebiyle onlara daha fazla bağımlı olur. Onların yardımı olmadan doğru düşünüp karar vermede zorlanır. Hafif depresyon yaşayan hastalarda bu durum yaşamla bağlantının ve ilginin azalması şeklinde dile getirilir. Orta derecede depresyon yaşayan hastalarda ise kayıtsızlık dikkati çekmektedir. Ağır derecede depresyon yaşayan hastalarda da durgunluk, ilgi ve istek azalması doyumsamazlığa dönüşebilir. 
 
b) Karamsarlık, Neşesizlik ve Kötümserlik: Neşesizlik depresyon hastalarında keder doğrultusunda artmış olan duygu durumunun önemli bir görüntüsüdür. Genelde depresyondaki hastalar içinde bulundukları durumları olduğundan daha ciddi bir biçimde değerlendirirler. Olaylara daha karamsar ve kötümser bakış açısıyla bakarlar. Keder doğrultusunda artmış olan duygu durumunda ağlama nöbetleri görülebilir. Hafif ve orta dereceli depresyon yaşayan hastalarda ağlama eğilimi artar. Daha önce ağlamaya yol açmayan durumlar, uyaranlar hastanın ağlama nöbetlerini başlatabilir. 
 
c) Unutkanlık, Dikkatsizlik ve Kendini Düşük Değerlendirme: Depresyon yaşayan hastalar genellikle “dikkatlerinin dağıldığından” ve dikkatlerini toplamakta zorluk yaşadıklarından şikayet ederler. Bununla birlikte depresyon yaşayan hastalar çoğu zaman, gördüklerini işittiklerini yapacakları işi hatırmakta da zorluk çektiklerini söylerler. Bellek ve dikkat bozuklukları düşüncenin dağılmasına yol açar. Mantıklı, gerçekçi, doğru karar verme imkansız hale gelir. Kararsız olma depresyondaki hastanın temel sorunlarından biri haline gelir. Kendilerini düşük değerlendirme depresyonda olan hastaların ruhsal, bedensel, toplumsal özelliklerini, yeteneklerini olduğu durumdan daha düşük ve daha olumsuz değerlendirme eğilimidir.
 
d) Kendini Suçlama ve Geleceğe İlişkin Olumsuz Beklentiler: Depresyon yaşayan hastaların şuanda yaşamış oldukları karamsarlıkları geleceğe yönelik olumsuz beklentilere yol açar. Hastalar, tüm yakınmalarının ve sorunlarının gelecekte de devam edeceğini hatta daha da kötüleşeceklerini düşünürler. Genel olarak depresyonda olan hastalarda intihar düşünceleri ve eğilimleri olumsuz beklentilerden kaynaklanır. 
 
e) Kuşku ve Kararsızlık: Depresyonda olan hastalar karar verme konusunda zorluk çekerler. Hafif derecede depresyonda olan hastalar, daha önce çok kolay karar verdikleri konularda bile uzun uzun düşünürler. Orta derecede depresyonda olan hastalarda ise bu karasızlık durumu bütün hayatlarını etkiler. Ciddi derecede depresyon yaşayan hastalar karar verme yeteneğini tamamen kaybettiklerine inanırlar. Bu hastalar herhangi bir durum karşısında bile karar vermeyi denemek istemezler.  
 
f) Azalan Güdülenme: Depresyonda olan hastalarda güdülenme azalmıştır. Bu azalma depresyonun ciddiyetine bağlı olarak toplumsal güdülerden bedensel ve fizyolojik güdülere doğru olur. 
 
g) Halüsinasyon ve İllüzyonlar: Depresyonlarda nesnel ortamın algılanmasında öznel algı ortamı önemli bir faktördür. Bu nedenle illüzyonlar ortaya çıkar. Hasta, duyu organları ile algıladığı her şeyi hatalı olarak algılar. Sesler hastayı çok çabuk ve kolay etkiler. Konuşmaları kötü yönde yorumlar. Gördükleri onu korkutur. 
 
h) Düşünce Bozuklukları ve Sanrılar: Depresyonlarda bellek ile ilgili birçok sorun ortaya çıkar. Bu nedenle birçok depresyonda olan hastaya bunama teşhisi konulmuştur. Düşüncenin akışında yavaşlamalar görülür. Sözcükleri hatırlamada ve kullanmada zorluklar yaşarlar. Bazen duraksamalar görülür. Depresyonda düşüncelerde bozukluklar görülebilir ve sanrılar da ortaya çıkabilir. 
 
       Depresif kişilerin ortak olan bazı sorunlarını şu şekilde sıralamışlardır.    
 
a) Düşük Benlik Saygısı: Depresyonda olan kişi hayatında ne kadar başarılı ve ön planda olursa olsun, çevresindeki diğer insanlar onda ne kadar olumlu özellikler görürse görsünler, o kendisinde herzaman aşağılayıcı ve küçümseyici bir şeyler bulur. Önemsediği bir çok yeteneğe sahip olamadığını, bu yetersizliğin sebebiyle yaşamdaki amacına ulaşamadığını, aşağılandığını, değersiz ve yetersiz olduğunu, toplum tarafından dışlanmış olduğunu düşünür. 
 
b) Suçluluk: Suçluluk duygusuna depresyonda çok sık rastlanır. Geçmişte yapmış oldukları hatalar üzerinde çok fazla dururlar. Yaptıkları bu küçük hataları affedilemeyecek kadar büyük günahlar gibi yorumlayıp, kötü insan olduklarını ve ceza çekmeleri gerektiğini düşünürler. İşler ters ve yanlış gittiği zaman bunun sorumlusu olarak kendilerini görürler. Diğer insanların mutsuzluğundan, doktorlarının zamanını almaktan yani her kötü şeyden kendilerini sorumlu tutarlar. Diğer taraftan, yaşamlarında olumlu olaylar olsa bile kendilerine Hiçbir pay çıkarmazlar. 
 
c) Umutsuzluk: Depresyonda olan insanlar, şimdiki zamanda kendisini kötü hissedip, o anda yaşadığı olayların olumsuz açısından bakmakla kalmaz, geçmişten de olayların hep üzüntü veren ve olumsuz taraflarını hatırlar. Şuanda yaşadığı durumun ömür boyu süreceğini düşünür. Durum böyle olunca da kendisi için hiçbir umut ışığı olmadığını hisseder; karamsar bir biçimde artık hayatın bir anlamı olmadığını düşünmeye başlar. Yaşadığı acıya dayanamayıp, bu acıyı durdurmak için intihar girişimlerinde bile bulunabilir. Depresyonun intihar istekleri ve girişimleriyle yakından ilişkili olan yönü umutsuzluk duygusudur. 
 
d) Kararsızlık: Depresyonda olan kişiler, daha açık düşünemedikleri, düşüncelerinin karmaşıklaştığı ve çok basit kararları bile veremedikleri için, beyinlerine bir şeyler olduğunu düşünürler. Kişilerin karar vermede bu kadar zorlanmaları, genellikle kendilerine olan güvenlerinin azalmasıyla ilişkilidir.